AVUKAT ZEKİ UÇAR; SEÇMEN VE SEÇİLENİN SİYASİ VE KÜLTÜREL PROFİLLERİ
SEÇMEN VE SEÇİLENİN SİYASİ VE KÜLTÜREL PROFİLLERİ
Siyasetin en büyük handihapı bu kavramların içinin yeterince incelenmemesi ve doldurulamamasıdır.
Seçmen sorumludur. Zira Seçmenlerin ve seçilenlerin özelliklerinin çok basit şartlarda detaylı araştırılmaması ve kültür, eğitim, güvenirlilik, kişilik gibi özelliklerin gerek seçmen ve gerekse seçilenin kimliğinde öne çıkartılmamasıdır.
Seçmen milletvekili adayını seçerken, milletvekilinin özelliklerini (yaşı, bilgisini, tahsilini, geçmişini, tecrübesini, dürüstlüğünü…) bilmekten uzaktır;Milletvekili adayı basın yayına çıkıp bir müzakere, bir program yapmış mı? Rakipleri ile karşılaştırılmış mı? Ne iş yapmış? Seçmen seçilenlerin seçimi konusunda ne kadar bilinçli?
Seçmenlerin önüne çıkartılan milletvekili adayları mecliste bütün konularda, siyasi, ekonomik, sosyal, kültürel konularda çalışma yapacak, millet yararına çalışacak mı? Emin mi seçmen? Aday milletvekili bu özelliklere uygun mu? Aday milletvekilinde bu eğitim, kültür, kişilik, güvenirlilik özellikleri var mı?
Milletvekillerinin sabıka kaydı, geçmiş yaşamı araştırıldı mı?
Milletvekili sıralaması ikna edici mi?
Biliniyor mu bütün bunlar, seçmen tarafından araştırılmadığı; araştırılmayacağı kesin bir ifade ile biliniyor.
Diğer taraftan seçmenin eğitimi, yaşı, kültürü seçmen olmanın bilincindemi? Milletvekili seçimini yapabilececek, bilgi, eğitim, kültür, sosyal anlayışa sahip mi? Adayları analiz edebilecek ülke gerçeklerini bilen, günlük haberleri takip eden, okuyan, araştıran özelliklere sahip mi?
Bugünkü Türkiye’de enflasyon ve işsizliği seçmen biliyor mu? Kamu harcamalarını sorguluyor mu? Araştırıyor mu? Dış politikalardan ve sonuçlarından ne kadar haberdar? Gördükleri, izledikleri ile mi konuşuyor, yoksa ilgili makaleleri, kitapları, gazeteleri, yorumları okuyup ta, araştırarak mı konuşuyor?
Döviz artışlarını, Kamu yönetimini, adaleti, Siyaset-Devlet-Vatandaş ilişkilerini gerek iktidar, gerekse muhalefet ve gerekse vatandaş açısından değerlendirerek hakkaniyetle değerlendirme yapabiliyor mu? Kuvvetler ayrılığını biliyor mu? Takip ediyor mu? TUİK rakamlarını değerlendirecek bilgiye sahip mi?
Sonuç; Hem seçmen ve hem de seçilen kaliteli olduğunda ülke kalkınır. Ülkeye kalite yansır.
Seçim kanunu da adil, eşitliğe uygun, basit, şeffaf, tarafsız, anlaşılır olursa, elde edilecek seçimin sonucu ülke yararına bir seçim olarak karşımıza çıkar. Bir parti menfaati kokuyor mu?
Birde, siyasi partilere yapılan hazine yardımlarını da irdelemekte fayda vardır.
Hazinenin malı değerlidir.
Seçmen sadece kendini düşünüyorsa, seçilen her konuyu kendisine yontuyorsa, siyasette siyasi ahlak düşükse alışılmış çaresizliğe düşmek kesindir. Herkesin sessizliğinden bunlar çıkar. Düzensizlik, tertipsizlik, tarafgirlik, çıkar ilişkileri ortaya çıkar.
Sözün özü, siyasette seçmen, seçilen ve seçimin kanunu önemli.
Kalite olmalı ki, ülkenin sosyal, iktisadi, kültürel kalitesi yüksek olsun.
Din siyasette kalite ölçüsü değildir. Evvela insan insani vasıflara sahip olur. Sonra Allah’ın huzuruna ibadetle çıkma cesareti gösterir. Hırsızlık yapan, yalan söyleyen, kaba, saldırgan, adalete, hakka, hukuka uymayan siyasette ve devlette çalışması esasen uygun değildir.
Seçmen bunların hepsinden, bütün icraatlardan oylarıyla sorumludur. Sandık şahittir.
Seçtikten sonra seçmenin şikayet etmesi, sandığına sahip çıkmaması sorumluğunu üstünden atamaz.
Seçmen vasıflarıyla milletin aslıdır.
Seçmen ülkesinden sorumludur.
Seçmen ve seçilen,seçtiklerinin ve kendi icraatlarından dolayı asli sorumludurlar. Bu milli hukuki ve vicdani bir sorumluluktur.