
ARSLAN: “DÜNYA YENİDEN KURULUYOR; TÜRKİYE MASADA OTURAN DEĞİL, MASAYI KURAN DEVLET OLMALIDIR” Yeni Yüzyıl Partisi Genel Başkanı Dr. Mehmet Ali Arslan’dan yeni dünya düzeni mesajı: “Türkiye başkalarının kurduğu denklemlerde kendisine yer…
ARSLAN: “DÜNYA YENİDEN KURULUYOR; TÜRKİYE MASADA OTURAN DEĞİL, MASAYI KURAN DEVLET OLMALIDIR”
Yeni Yüzyıl Partisi Genel Başkanı Dr. Mehmet Ali Arslan’dan yeni dünya düzeni mesajı: “Türkiye başkalarının kurduğu denklemlerde kendisine yer arayan değil; kendi bölgesinde denklemi kuran, barışın dilini belirleyen ve mazlumların hukukunu savunan güçlü bir devlet aklı ortaya koymalıdır.”
Yeni Yüzyıl Partisi Genel Başkanı Dr. Mehmet Ali Arslan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. dönem üst düzey görüşmelerinin başlaması dolayısıyla dünya siyasetindeki değişim, Türkiye’nin bölgesel rolü ve uluslararası sistemin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Dünyanın savaşlar, bölgesel gerilimler, ekonomik rekabet, enerji güvenliği ve giderek derinleşen insani krizler üzerinden yeni bir döneme girdiğini belirten Arslan, Türkiye’nin bu süreçte yalnızca gelişmeleri takip eden bir ülke olmaması gerektiğini söyledi.
Arslan, “Dünya yeniden kuruluyor. Yeni ittifaklar oluşuyor, eski dengeler sorgulanıyor, enerji yolları değişiyor, ticaret koridorları yeniden şekilleniyor. Böyle bir dönemde Türkiye’ye düşen görev, başkalarının hazırladığı masalarda kendisine sandalye aramak değildir. Türkiye masayı kurabilecek tarihî birikime, coğrafi konuma ve devlet geleneğine sahiptir.” dedi.
“TÜRKİYE GÜNDEMİ TAKİP EDEN DEĞİL, GÜNDEM KURAN ÜLKE OLMALIDIR”
Türkiye’nin Balkanlar’dan Kafkasya’ya, Orta Asya’dan Orta Doğu’ya ve Akdeniz’e uzanan geniş bir coğrafyayla tarihî, kültürel ve ekonomik bağlarının bulunduğunu ifade eden Arslan, dış politikanın günlük gelişmelere tepki veren bir anlayıştan çıkarılarak uzun vadeli bir devlet stratejisine dönüştürülmesi gerektiğini savundu.
Arslan şöyle konuştu:
“Biz Türkiye’yi yalnızca kendi sınırlarından ibaret göremeyiz. Türkiye'nin gücü başka ülkelerin toprağında değil, başka halklarla kurabildiği güven ilişkisindedir. Balkanlar’da barış konuşulacaksa Türkiye orada olmalıdır. Kafkasya’da istikrar konuşulacaksa Türkiye orada olmalıdır. Türk dünyasının geleceği konuşulacaksa Türkiye öncü ülkelerden biri olmalıdır. Filistin'in hakkı konuşulacaksa Türkiye'nin sözü duyulmalıdır. Ancak bütün bunları yaparken hedefimiz çatışmaları büyütmek değil, barışı büyütmek olmalıdır.”
“GAZZE, ULUSLARARASI SİSTEMİN VİCDAN SINAVIDIR”
Gazze ve Filistin meselesine de değinen Arslan, sivillerin korunması, insani yardımın güvenli biçimde ulaştırılması ve kalıcı siyasi çözüm için uluslararası toplumun sorumluluk üstlenmesi gerektiğini söyledi.
Arslan, “Bir çocuğun yaşam hakkının hangi milletten olduğuna göre değerlendirildiği bir dünya düzeni adil olamaz. Filistinli çocuğun hayatı da dünyanın herhangi bir ülkesindeki çocuğun hayatı kadar değerlidir. Bizim ölçümüz kimlik değil, insan hayatıdır.” ifadelerini kullandı.
Uluslararası kuruluşların yalnızca karar ve kınama mekanizmaları olarak görülmemesi gerektiğini belirten Arslan, “Dünya artık kürsülerden yükselen güzel cümlelerin değil, sahada karşılığı olan kararların peşindedir. Gazze konusunda da ihtiyaç duyulan şey daha fazla retorik değil; sivilleri koruyan, insani yardımı güvence altına alan ve kalıcı barışın siyasi zeminini oluşturan sonuç alıcı diplomasidir.” dedi.
“TÜRK DÜNYASI SADECE DUYGUSAL DEĞİL, STRATEJİK BİR BİRLİKTELİK KURMALIDIR”
Türk dünyasının geleceğine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Dr. Mehmet Ali Arslan, kültürel bağların ekonomi, eğitim, teknoloji, enerji ve ticaret alanlarında daha kurumsal iş birlikleriyle desteklenmesi gerektiğini belirtti.
Arslan, Türk devletleri arasındaki ilişkilerin yalnızca ortak tarih ve kardeşlik söylemleriyle sınırlandırılmaması gerektiğini ifade ederek, üniversiteler arasında ortak programlardan gençlik değişimlerine, ticaret ağlarından ulaştırma koridorlarına kadar uzun vadeli projelerin geliştirilmesini önerdi.
“Duygusal kardeşliği ekonomik, bilimsel ve stratejik ortaklıkla tamamlayamazsak büyük bir tarihî fırsatı kaçırırız.” diyen Arslan, Türkiye'nin doğuyla batı arasında yalnızca coğrafi bir köprü değil, diplomatik ve ekonomik bir merkez olabilecek kapasiteye sahip olduğunu söyledi.
“GÜÇLÜ DEVLET HER KAVGAYA GİREN DEĞİL, KAVGAYI BİTİREBİLEN DEVLETTİR”
Yeni Yüzyıl Partisi'nin dış politika anlayışında bağımsızlığın yanı sıra barış diplomasisinin da önemli olduğunu vurgulayan Arslan, askeri ve ekonomik kapasitenin diplomatik güçle desteklenmesi gerektiğini ifade etti.
Arslan, “Güçlü devlet demek her tartışmada sesini yükselten devlet demek değildir. Güçlü devlet, gerektiğinde sesini yükseltecek kudrete sahip olduğu halde barışı sağlayabilecek masayı kurabilen devlettir. Savaş başlatmak güç göstergesi olabilir; fakat savaşı önleyebilmek çok daha büyük bir devlet aklı gerektirir.” dedi.
“DIŞ POLİTİKA HÜKÜMETLERİN DEĞİL, DEVLETİN UZUN VADELİ MESELESİDİR”
Türkiye'nin dış politika hedeflerinin seçim dönemlerine veya hükümetlerin görev sürelerine sıkıştırılmaması gerektiğini savunan Arslan, devletin 10, 20 ve 50 yıllık stratejik hedefler belirlemesi gerektiğini söyledi.
“Bugün atacağımız diplomatik bir adımın sonucunu belki on yıl sonra göreceğiz. Devlet aklı tam olarak budur. Devlet yalnızca bugünü yönetmez; henüz doğmamış nesillerin yaşayacağı Türkiye'yi de planlar.” ifadelerini kullanan Arslan, dış politikada kurumsal hafızanın güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.
ARSLAN’DAN DÜNYAYA MESAJ: “BİZ YENİ BİR SAVAŞ DÜZENİ DEĞİL, YENİ BİR ADALET DÜZENİ İSTİYORUZ”
Açıklamasının sonunda uluslararası topluma da seslenen Yeni Yüzyıl Partisi Genel Başkanı Dr. Mehmet Ali Arslan, dünyanın yeni bloklaşmalar ve çatışmalar üzerinden değil, hukuk ve karşılıklı saygı temelinde şekillenmesi gerektiğini söyledi.
Arslan sözlerini şu ifadelerle tamamladı:
“Dünya yeniden kuruluyorsa Türkiye bu değişimi uzaktan seyretmemelidir. Fakat bizim arzuladığımız yeni dünya; güçlünün zayıfı ezdiği yeni bir paylaşım düzeni de olmamalıdır. Biz yeni bir savaş düzeni değil, yeni bir adalet düzeni istiyoruz.
Türkiye'nin büyüklüğünü başka milletlerin zayıflığında aramıyoruz. Biz Türkiye'nin büyüklüğünü kendi üretiminde, kendi biliminde, kendi savunma gücünde, kendi diplomasisinde ve dostlarına verdiği güvende arıyoruz.
Bizim sözümüz açıktır: Türkiye masada kendisine yer isteyen ülke olmayacak kadar büyük bir devlettir. Türkiye'nin hedefi masayı devirmek değil, adaletli masayı kurmak olmalıdır.
Çünkü önümüzdeki yüzyılda gerçek güç, yalnızca silahı çok olanların değil; sözüne güvenilen, ekonomisi güçlü, bilimi ilerlemiş ve gerektiğinde farklı tarafları aynı masada buluşturabilen devletlerin olacaktır.
Türkiye gündemi seyreden değil, gündem kuran; krizlerin peşinden koşan değil, krizleri başlamadan gören; savaşı alkışlayan değil, barışı kurabilecek kudreti ortaya koyan bir ülke olmalıdır. Bizim Türkiye tasavvurumuz budur.”