YENİ YÜZYIL PARTİSİ PARTİ SÖZCÜSÜ AVUKAT ZEKİ UÇAR İBB BAŞKANI EKREM İMAMOĞLU’NUN GÖZALTINA ALINMASI VE DİPLOMA
SANAL GÜNDEMİN SOMUT ANALİZİ
İBB BAŞKANI EKREM İMAMOĞLU’NUN GÖZALTINA ALINMASI ÜZERİNE
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmek üzere, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına verilen Ozan ÖZCAN adlı Memleket Partisi üyesi olan bir şahıs tarafından, İBB Ekrem İmamoğlu’nun 1990 tarihinde KKTC Girne Amerikan Üniversitesi İşletme Fakültesine geçiş yaptığı; Oysa Girne Üniversitesinin YÖK denkliği ilgili Üniversiteler arası Kurul tarafından 1993 yılında kabul edilmiştir.
Evrakta yapılan sahtecilik suçu nedeniyle KKTC Girne Üniversitesi ile İstanbul Üniversitesi arasında bu geçiş sağlanmıştır. Şeklinde yapılan suç duyurusu nedeniyle tahkikat sonucu, Ekrem İMAMOĞLU’nun diploması iptal edilmiştir.
Şüphesiz yargılamayı gerektiren bu durumun, Yargısal aşamaları, İmamoğlu tarafından takibi ve sonuçlandırılması gerekir ki; varsa bir yanlışlığın yine ilgili Üniversiteler Nezdinde evrakların mevzuata uygun olup olmadıklarının bilirkişi tarafından incelenmesi, Üniversiteler arasındaki geçişlerin, YÖK kanununa uygun olup olmadığının rapora bağlanması, keza bu hususun da ilgili Mahkeme tarafından karar altına alınması gerekmektedir. Bu husus aklanmanın ilk şartıdır.
Bu durum, yürütülmekte olan süreçle ve Ekrem İmamoğlu’nun göz altına alınması ile ilgili , isnad edilen suçlar arasında sayılmadığı göze çarpmaktadır.
Bununla beraber, anlatılan husus, bir yana, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından, Ekrem İMAMOĞLU’nun da aralarında bulunduğu, 106 kişinin; çıkar amaçlı suç örgütü yöneticisi olmak; Suç örgütüne üye olmak, yolsuzluk, rüşvet, irtikab, nitelikli dolandırıcılık, kişisel verileri hukuka aykırı bir şekilde ele geçirmek; İhaleye fesat karıştırmak şüphesi ile birinci soruşturma devam ederken, ayrıca çıkar amaçlı suç örgütü üzerinden, terör örgütüne çıkar sağlamak; PKK/ KCK örgütüne yardım ve yataklık adı altında ikinci bir soruşturma açılarak, anılan suçlar, derdest edilenlere teşmil edilmiştir.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, bu soruşturmalara esas aldığı deliller ise, video kayıtları kamera kayıtları, mobil telefon üzerinden yapılan mesajlaşma; mağdurların şikayet ve beyanları, suça konu paraların transferine ilişkin Banka kayıtları gibi huşular, soruşturmaya esas alınan deliller arasında mütalaa edilmiştir.
Yukarıda belirtilen müsned suçlar, göz altına alınmayı ya da tutuklanmayı gerektirecek kadar dayanak delillere sahip ise, 5271 sayılı, CMK’nun 100. Maddesinde sıralanan, şüpheli yada sanığın kaçması, saklanması ve kaçacağı şüphesini uyandıran somut olguların varlığı, şüpheli yada sanığın davranışları, delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, tanık mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma, konularında şüphenin varlığı halinde;
Ayrıca, 5237 sayılı TCK’nun da yer alan soykırım ve insanlığa karşı suçlar, kasten öldürme, silahla Kasten yaralama, işkence, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, hırsızlık ve yağma, uyuşturucu ve uyarıcı madde imal ve ticareti, SUÇ İŞLEMEK AMACIYLA ÖRGÜT KURMA,( Henüz kesinliğe kavuşmadı) devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, silah kaçakçılığı suçları, 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22. Maddesinde tanımlanan zimmet suçu, Orman ve Kültür ve Tabiat Varlıklarına Karşı Suçlar, Terörle Mücadele Kanununun 7 ve 3. Maddeleri Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 33. Maddesinde sayılan suçların mevcudiyeti halinde göz altına alınma olayı mümkündür. Bu suçlar hariç olmak üzere, üst sınırı 2 yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklanma kararı verilemez.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmalardan ilki çıkar amaçlı Suç Örgütü kurmak, soruşturma kapsamında bu örgüt 2015 yılından itibaren kurulduğu ve faaliyette bulunduğu şeklindedir. Bu isnad, 5237 Sayılı TCK’nun 220. Maddesinde ifadesini bulmaktadır. Maddede, kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler……….. 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. denilmektedir.
Örgütün faaliyeti çerçevesinde suç işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı da, cezaya hükmolunur. Örgüt Yöneticileri de, örgütün bu faaliyetleri kapsamında, işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca, fail olarak cezalandırılır.
İkinci soruşturmanın açılmasını esas teşkil eden eylemler ise, kent uzlaşısını iştirak etmek suretiyle, PKK/KCK ya üyelik veya terör örgütüne finans sağlama, yardım ve yataklık isnadıdır. Bu isnadın, TCK da karşılığı, 220. Maddesinin 3 fıkrasıdır. Bu fıkrada örgütü kuran ve yönetenlere verilecek, 2 yıldan 6 yıla kadar olan hapis cezasına ilaveten Örgütün silahlı olması halinde verilecek ceza 4/1 inden yarısına kadar arttırılır.
Ayrıca, TCK’nın 314. Maddesine göre, Terör örgütünün silahlı olması halinde 10 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır hükmünü amirdir.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yolsuzluk ve terör operasyonunda göz altına alındığı, söz konusu suçlarda belirtilen mali miktar ise 276 milyar TL dir. Bütün bu isnatlardan ve yapılan işlemlerden sonra CHP’nin 23 Mart 2025 günü partinin tek Cumhurbaşkanı adayı olan Ekrem İMAMOĞLU için Cumhurbaşkanı aday belirleme seçiminin, yapılmasında ısrarcı olmasının, hukuki, mantıki ve sosyolojik bir realist yanı bulunmamaktadır.
CHP’nin Ankara Büyükşehir Başkanı Mansur YAVAŞ’ın beyanlarına bakılırsa, kendisinden önceki Başkan Melih Gökçek hakkında, 100 e yakın yolsuzluk ve suç teşkil eden eylemlere ilişkin suç dosyasını Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına teslim ettikleri halde, bugüne kadar Gökçek’in ifadeye dahi çağrılmadığını ifade etmiştir.
Böyle durumlarda, dünyanın mega kentleri arasında sayılan İstanbul’un Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İMAMOĞLU’nun, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca,5271 Sayılı yasanın 100. Maddesini nazara alınarak, İBB Başkanı İmamoğlu’nun kaçması, saklanması, delilleri yok etmesi, gizlemesi, vb.. ihtimallerinin olmadığını düşünerek kollukça derdest edilmesinden ve göz altına alınmasından ziyade ifade vermeye davet edilmesi mümkün iken, derdest edilmesi ve göz altına alınması CMK’nun 100 maddesinin a ve b Fıkralarına aykırıdır. Ayrıca yasa uygulayıcılarının bu konudaki rutin teamüllerine de aykırıdır.
İktidar ve ana muhalefet partisi arasındaki bu kısır çekişmeler, siyasi rekabette göz önünde bulundurulan şeffaf rekabet ve centilmenlik ilkesine aykırılık teşkil ettiği gibi, ülkemizin iç ver dış itibarını da zedelemektedir. Ekonomik yönden de, Yabancı ve yerli sermayenin ülkemize yatırım yapma motivasyonunu olumsuz etkilemekte, sermaye sahiplerini ürküterek yatırımların, yasalarla güçlendirilmiş, hukukun icra edildiği alanlara ve Ülkelere gitmesine sebebiyet vermektedir.
Ülke ekonomisine zarar veren bu tür davranışlar, aynı zamanda, yerli ve yabancı unsurların hukukumuza olan güvenlerini de sarsmış bulunmaktadır. İç siyasi çekişmelerin, toplumsal gerginliğe ve toplumsal Anksiyeteye sebebiyet verdiği, bir vakadır. Siyasi tahminsizliklerin ortaya koyduğu, siyasi çekişme ve kavgalarda, hiçbir tarafın kazancı yoktur. Yeni yüzyıl Partisi olarak Ülkemizin itibarının tesisi ve devamı için iktidarın da muhalefetinde, bu tür hareketlerden kaçınmaları elzemdir.